Salli Barik Duası (Salavat-ı İbrahimiyye)
Salli Barik Duası, diğer adıyla Salavat-ı İbrahimiyye veya Salli ve Barik Duaları, Peygamber Efendimiz ﷺ’e salavat getirmek için okunan en faziletli dualardan biridir. Peygamber Efendimiz ﷺ, sahabelerin kendisine nasıl salavat getirmeleri gerektiğini sormaları üzerine bu duayı öğretmiştir. Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim başta olmak üzere birçok hadis kaynağında rivayet edilen bu dua, Peygamber Efendimiz ﷺ salavat getirmenin en kapsamlı şekillerinden biri olarak kabul edilir. En yaygın olarak namazın son oturuşunda, Ettehiyyatü (Teşehhüd) duasından sonra okunur. Hadislerde Salavat-ı İbrahimiyye’nin farklı rivayetleri yer almakla birlikte, aşağıda en yaygın okunan üç farklı metni bulabilirsiniz.
Daha az göster1. Rivayet: Arapça Metin, Okunuşu ve Anlamı
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ ❁ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ ❁ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ❁ اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ ❁ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ ❁ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ❁
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke Hamîdün Mecîd. Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke Hamîdün Mecîd.
Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in âline salât eyle; tıpkı İbrahim’e ve İbrahim’in âline salât ettiğin gibi. Şüphesiz Sen, Hamîd’sin (her türlü övgüye lâyık olan), Mecîd’sin (şanı ve yüceliği sonsuz olan). Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in âline bereket ihsan eyle; tıpkı İbrahim’e ve İbrahim’in âline bereket ihsan ettiğin gibi. Şüphesiz Sen, Hamîd’sin, Mecîd’sin.
| Kaynak | Muslim (406) |
| MP3 | İndir |
2. Rivayet
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ ❁ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ ❁ وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ ❁ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ فِي الْعَالَمِينَ ❁ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ❁
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. Ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme fi’l-âlemîn. İnneke Hamîdün Mecîd.
Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in âline salât eyle; tıpkı İbrahim’e ve İbrahim’in âline salât ettiğin gibi. Muhammed’e ve Muhammed’in âline bereket ihsan eyle; tıpkı İbrahim’e ve İbrahim’in âline âlemler içinde bereket ihsan ettiğin gibi. Şüphesiz Sen, Hamîd’sin (her türlü övgüye lâyık olan), Mecîd’sin (şanı ve yüceliği sonsuz olan).
| Kaynak | Muslim (405) |
3. Rivayet
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ وَأَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ ❁ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ ❁ وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ وَأَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ ❁ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ فِي الْعَالَمِينَ ❁ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ❁
Allahümme salli alâ Muhammedin abdike ve resûlike’n-nebiyyi’l-ümmiyyi ve alâ âli Muhammedin ve ezvâcihî ve zürriyyetihî, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. Ve bârik alâ Muhammedin en-nebiyyi’l-ümmiyyi ve alâ âli Muhammedin ve ezvâcihî ve zürriyyetihî, kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme fi’l-âlemîn. İnneke Hamîdün Mecîd.
Allah’ım! Kulun, Resûlün ve ümmî Nebi olan Muhammed’e, Muhammed’in âline, eşlerine ve soyuna salât eyle; tıpkı İbrahim’e ve İbrahim’in âline salât ettiğin gibi. Ümmî Nebi olan Muhammed’e, Muhammed’in âline, eşlerine ve soyuna bereket ihsan eyle; tıpkı İbrahim’e ve İbrahim’in âline âlemler içinde bereket ihsan ettiğin gibi. Şüphesiz Sen, Hamîd’sin (her türlü övgüye lâyık olan), Mecîd’sin (şanı ve yüceliği sonsuz olan).
Video

Salli ve Bârik Duası Hakkında
Salli ve Bârik duası, Arapçada es-Salâtü’l-İbrâhîmiyye olarak bilinen ve namazın son oturuşunda (ka’de-i ahîrede) okunan salavattır. Resûlullah ﷺ tarafından bizzat öğretilmiş olup, âlimler tarafından Peygamber Efendimiz ﷺ’e salât ve selâm getirmenin en faziletli ve en kapsamlı şekli kabul edilmiştir.
Bu duanın en dikkat çekici özelliklerinden biri, Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) adının Hz. Muhammed ﷺ ile birlikte anılmasıdır. Bu sebeple birçok âlim, Kur’ân-ı Kerîm, Sünnet-i Nebeviyye ve klasik İslâm âlimlerinin açıklamalarına dayanarak Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) bu duada neden zikredildiğinin hikmetlerini açıklamıştır.
Hz. İbrahim (aleyhisselâm) Bu Duada Neden Anılmaktadır?
Âlimler, Salli ve Bârik duasında Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) neden özellikle zikredildiği hakkında çeşitli açıklamalar yapmışlardır.
Ümmet-i Muhammed’e Gönderdiği Selâmın İlâhî Mükâfatı
Âlimlerin zikrettiği hikmetlerden biri, Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Miraç gecesinde Ümmet-i Muhammed’e gönderdiği selâmın, Allah Teâlâ tarafından kendisine verilen ilâhî bir mükâfat olmasıdır.
Bu husus, Abdullah b. Mes’ûd’un (radıyallâhu anh) rivayet ettiği hadiste açıkça geçmektedir. Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Miraç gecesinde İbrahim (aleyhisselâm) ile karşılaştım. Bana şöyle dedi: ‘Ey Muhammed! Benden ümmetine selâm söyle ve onlara haber ver ki cennetin toprağı hoştur, suyu tatlıdır ve geniş, dümdüz ovalardan oluşmaktadır. Onun ağaçları ise Sübhânallah, Elhamdülillah, Lâ ilâhe illallah ve Allahu Ekber sözleriyle dikilir.'”
[Sünen-i Tirmizî]
Taberânî, bu hadisin başka bir rivayetinde şu ilâveyi de nakletmektedir:
“Bir de: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.”
Bazı âlimler, Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Ümmet-i Muhammed’e selâm göndermesi ve onlar için dua etmesi sebebiyle Allah Teâlâ’nın onu, bu duada adını Resûlullah ﷺ’in adıyla birlikte zikrederek şereflendirdiğini söylemişlerdir. Böylece Müslümanlar namazlarında Resûlullah ﷺ’e salât getirdiklerinde, Hz. İbrahim’e (aleyhisselâm) de salât getirirler.
Bu açıklamaya göre Hz. İbrahim (aleyhisselâm), Ümmet-i Muhammed için dua etmiş; buna karşılık Allah Teâlâ da Ümmet-i Muhammed’in kıyamet gününe kadar her namazda Hz. İbrahim’e (aleyhisselâm) dua etmelerini takdir buyurmuştur.
Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Hz. Muhammed ﷺ İçin Yaptığı Dua
Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Salli ve Bârik duasında anılmasının bir diğer hikmeti, Hz. Muhammed ﷺ’in ve ümmetinin gönderilmesi için Allah Teâlâ’ya dua etmiş olmasıdır. Allah Teâlâ bu duayı Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle nakletmektedir:
“Rabbimiz! İçlerinden onlara senin âyetlerini okuyacak, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretecek, onları arındıracak bir peygamber gönder. Şüphesiz kudret ve hikmet sahibi olan yalnız sensin.”
[Bakara Sûresi, 2:129]
Allah Teâlâ bu duayı, Hz. Muhammed ﷺ’i son peygamber olarak göndererek kabul buyurmuştur. Bu sebeple Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Ben, babam İbrahim’in duasının kabulüyüm.”
[Müsned-i Ahmed, Sünenü’l-Beyhakî]
Hz. İbrahim (aleyhisselâm), Hz. Muhammed ﷺ ve ümmeti için dua ettiğine göre, Ümmet-i Muhammed’in de onu dualarında hayırla anması ve onun için dua etmesi son derece uygun görülmüştür.
Hz. İbrahim (aleyhisselâm) Bize “Müslüman” Adını Vermiştir
Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Salli ve Bârik duasında özellikle anılmasının bir diğer hikmeti, bize “Müslüman” adını vermiş olmasıdır. Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır:
“Allah, gerek daha önceki kitaplarda gerekse bunda size ‘Müslümanlar’ adını vermiştir.”
[Hac Sûresi, 22:78]
Âlimler, bunun Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Kur’ân-ı Kerîm’in başka bir yerinde geçen şu duasına işaret ettiğini söylemişlerdir:
“Rabbimiz! İkimizi sana teslim olan kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olan bir ümmet yetiştir.”
[Bakara Sûresi, 2:128]
Hz. Muhammed ﷺ’in nesli de dâhil olmak üzere Araplar, Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) oğlu Hz. İsmail’in (aleyhisselâm) soyundan gelmektedir. Bu da iki peygamber arasında önemli bir bağ oluşturmaktadır. Hz. İbrahim (aleyhisselâm), Allah Teâlâ’ya kendisine teslim olacak bir ümmet ihsan etmesi için dua etmiş, Allah Teâlâ da bu duayı Hz. Muhammed ﷺ’in ümmeti vasıtasıyla kabul buyurmuştur. Bu sebeple, bu duada kendisine özel olarak yer verilmesiyle şereflendirilmiştir.
Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. İbrahim (aleyhisselâm) için ayrıca “babanız İbrahim” ifadesi de kullanılmaktadır. Bu, onun Müslüman ümmet üzerindeki mânevî babalığına işaret etmektedir:
“Babanız İbrahim’in dinine uyun.”
[Hac Sûresi, 22:78]
Buna göre, Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Salli ve Bârik duasında anılması; ya Müslüman ümmete “Müslüman” adını vermesi ve onlar için dua etmesinin bir mükâfatı, ya da tevhid ehlinin mânevî babası ve Hz. Muhammed ﷺ’in soyunun atası olması sebebiyle kendisine verilen bir şereftir.
Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Halîlullah Olarak Eşsiz Makamı
Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Salli ve Bârik duasında özellikle anılmasının bir diğer hikmeti, onun Halîlullah (Allah’ın dostu) makamına sahip olmasıdır. Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça şöyle buyurmaktadır:
“Allah, İbrahim’i dost edinmiştir.”
[Nisâ Sûresi, 4:125]
Hz. İbrahim (aleyhisselâm), Halîlullah unvanıyla şereflendirilmiştir. Efendimiz Hz. Muhammed ﷺ de Allah Teâlâ’nın halîlidir ve Habîbullah’tır. Hz. İbrahim’e (aleyhisselâm) halîllik makamı verilmiş, Hz. Muhammed ﷺ ise bunun yanında Allah’ın sevgilisi olarak en yüce makamlara erişmiştir.
Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Halîlullah Oluşunu Gösteren Hadisler
1. Cennette Halîlullah’ın Makamı
Abdullah b. Amr’dan (radıyallâhu anhümâ) rivayet edildiğine göre Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz Allah beni, İbrahim’i halîl edindiği gibi halîl edinmiştir. Kıyamet günü cennette benim makamımla İbrahim’in makamı karşılıklı olacaktır. Abbas ise aramızda bulunacak; iki halîlin arasında bir mümin olacaktır.”
[Sünen-i İbn Mâce]
2. İsrâ ve Mi’rac Hadisi
İsrâ ve Mi’rac hadisi rivayetlerinden birinde şöyle nakledilmektedir:
Allah Teâlâ, Peygamber ﷺ’e: “Ey Muhammed!” diye hitap etti. Resûlullah ﷺ: “Buyur Rabbim!” diye cevap verdi. Allah Teâlâ: “Dile.” buyurdu. Bunun üzerine Resûlullah ﷺ: “Şüphesiz sen İbrahim’i halîl edindin.” dedi.
[Beyhakî, Ebû Ya’lâ]
Ebû Ya’lâ’nın rivayetinde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Şüphesiz ben İbrahim’i halîl edindim.”
Buna karşılık Beyhakî’nin rivayetinde Allah Teâlâ Resûlullah ﷺ’e şöyle buyurmaktadır:
“Şüphesiz seni habîb edindim.”
Bu rivayetler, Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Halîlullah unvanına sahip olduğunu, Hz. Muhammed ﷺ’in ise Habîbullah (Allah’ın Sevgilisi) olarak daha üstün bir makama sahip olduğunu ifade etmektedir.
3. Şefaat Hadisi
Sahîh-i Müslim’de Ebû Hüreyre ve Ebû Huzeyfe’den (radıyallâhu anhümâ) rivayet edildiğine göre, kıyamet günü insanlar Hz. İbrahim’e (aleyhisselâm) şefaat talebiyle geldiklerinde o, tevazu göstererek şöyle diyecektir:
“Bu makam bana ait değildir. Ben ancak çok önceleri Allah’ın halîli kılınmıştım.”
İmam Kastallânî, Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) bu ifadeyle geçmişe işaret etmesinin, Hz. Muhammed ﷺ’in ulaştığı daha üstün mânevî makama dolaylı bir gönderme olduğunu belirtir. Bu makam, Allah Teâlâ’nın cemâlini müşahede etme ve O’nun kelâmını herhangi bir vasıta olmaksızın işitme şerefidir.
Hz. İbrahim (aleyhisselâm), Hz. Muhammed ﷺ’den Sonra En Faziletli Peygamberdir
Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Salli ve Bârik duasında özellikle anılmasının bir diğer hikmeti, Hz. Muhammed ﷺ’den sonra bütün peygamberler arasında en üstün makama sahip olmasıdır. Onun insanlara önder oluşu, örnek şahsiyeti ve Halîlullah oluşu, kendisini diğer bütün peygamberlerden ayırmaktadır.
Hz. İbrahim (aleyhisselâm), yalnızca milletlerin babası değil; aynı zamanda peygamberlerin babası, insanlığın üçüncü babası ve tevhid ehlinin önderidir. Allah Teâlâ onu dost edinmiş, peygamberliği ve ilâhî kitapları onun nesline vermiştir. O, Halîlürrahmân, peygamberlerin büyüğü ve hak üzere olanların önderi olarak vasfedilmiştir.
Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de ona birçok üstün vasıf vermiştir:
- İnsanlara Önder (İmam):
“Rabbi İbrahim’i birtakım emirlerle sınamış, o da bunları eksiksiz yerine getirmişti. Allah, ‘Seni insanlara imam yapacağım.’ buyurmuştu.”
[Bakara Sûresi, 2:124] - Tek Başına Bir Ümmet:
“Şüphesiz İbrahim başlı başına bir ümmetti…”
[Nahl Sûresi, 16:120]Bu, onun faziletleri kendisinde toplamış örnek bir şahsiyet ve insanlara hayrı öğreten bir rehber olduğunu ifade eder.
- Gönülden İtaatkâr (Kânit):
“…Allah’a gönülden boyun eğen…”
[Nahl Sûresi, 16:120]Buradaki kânit, Allah’ın emirlerine tam bir teslimiyetle bağlı olan kimse demektir.
- Hanîf (Dosdoğru Tevhid Ehli):
“…hanîf idi. Müşriklerden de değildi.”
[Nahl Sûresi, 16:120]Bu ifade, onun tevhid inancına tam anlamıyla bağlı olduğunu ve şirkten tamamen uzak kaldığını göstermektedir.
Bu sebeple Hz. İbrahim (aleyhisselâm), insanlığın üçüncü babası ve hanîflerin imamı olarak kabul edilmiştir. Ehl-i Kitap ona büyük saygı göstermiş, büyük dinlerin mensupları arasında daima hürmet görmüştür. Onun soyunun en hayırlısı ve Hz. Âdem’in (aleyhisselâm) evlatlarının efendisi olan Hz. Muhammed ﷺ de Hz. İbrahim’e (aleyhisselâm) en büyük saygıyı göstermiştir. Nitekim Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“İbrahim’i gördüm. İnsanlar arasında ona en çok benzeyen kişi şu arkadaşınızdır.” (Yani kendisini kastetmiştir.)
[Sahîh-i Müslim]
Sonuç
Sonuç olarak, Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) Salli ve Bârik duasında anılmasının başlıca sebepleri şunlardır:
- Hz. Muhammed ﷺ’den sonra bütün peygamberlerin en faziletlisi olup Halîlullah makamına sahip olması.
- Allah Teâlâ’nın kendisine Kur’ân-ı Kerîm’de “insanlara imam”, “başlı başına bir ümmet” ve “gönülden itaatkâr” gibi seçkin vasıflar vermesi.
- Putperestliği reddederek tevhid inancını yerleştirmesi ve bu uğurda örnek olması.
- Kalbini Allah’a tamamen bağlaması, oğlunu kurban etmeye hazır olması ve ateşe atılma imtihanına sabırla katlanması gibi büyük imtihanlarda üstün teslimiyet göstermesi.
- Kâbe’yi inşa etmesi ve haccı ihya ederek kıyamete kadar İslâm ibadetlerinde hatırlanmaya devam etmesi.
- Hz. Muhammed ﷺ’in gönderilmesi için dua etmiş olması ve Allah Teâlâ’nın bu duayı Son Peygamber’i göndererek kabul buyurması.
- Müslüman ümmetin mânevî bakımdan onun soyundan sayılması.
- Allah Teâlâ’nın onu, bu duada adını Hz. Muhammed ﷺ’in adıyla birlikte zikrederek ilâhî bir mükâfatla şereflendirmesi.
Hadislerde Salli ve Bârik Duası
Salli ve Bârik duası, birçok sahih hadiste yer almaktadır. Bu rivayetlerde, Hz. Muhammed ﷺ’in ashâbı kendisine nasıl salât getirmeleri gerektiğini sormuş, bunun üzerine Resûlullah ﷺ onlara bu duayı öğretmiştir.
Abdurrahman b. Ebû Leylâ (rahimehullah) şöyle rivayet etmiştir:
Kâ’b b. Ucre (radıyallâhu anh) bana rastladı ve şöyle dedi: “Sana Resûlullah ﷺ’den işittiğim bir hediyeyi vereyim mi?” Ben de, “Evet, bana onu ver.” dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: “Biz Resûlullah ﷺ’e:
‘Ey Allah’ın Resûlü! Allah bize size nasıl selâm vereceğimizi öğretti. Peki, size ve Ehl-i Beyt’inize nasıl salât getirelim?’ diye sorduk.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
‘Şöyle deyiniz:
Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in âline salât eyle. İbrahim’e ve İbrahim’in âline salât ettiğin gibi. Şüphesiz sen Hamîd’sin, Mecîd’sin. Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in âline bereket ihsan eyle. İbrahim’e ve İbrahim’in âline bereket ihsan ettiğin gibi. Şüphesiz sen Hamîd’sin, Mecîd’sin.’
[Sahîh-i Buhârî]
Ebû Mes’ûd el-Ensârî (radıyallâhu anh) şöyle rivayet etmiştir:
Resûlullah ﷺ, Sa’d b. Ubâde’nin meclisinde bulunduğumuz sırada yanımıza geldi. Bunun üzerine Beşîr b. Sa’d:
“Ey Allah’ın Resûlü! Allah bize size salât getirmemizi emretti. Size nasıl salât getirelim?” diye sordu.
Resûlullah ﷺ bir süre sustu. Öyle ki biz, keşke bu soruyu sormasaydı diye temennide bulunduk. Sonra şöyle buyurdu:
‘Şöyle deyiniz:
Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in âline salât eyle. İbrahim’in âline salât ettiğin gibi. Muhammed’e ve Muhammed’in âline bereket ihsan eyle. İbrahim’in âline bütün âlemler içinde bereket ihsan ettiğin gibi. Şüphesiz sen Hamîd’sin, Mecîd’sin.
Selâma gelince, onu zaten biliyorsunuz.’
[Sünen-i Nesâî]
“Seyyidinâ” İfadesinin Eklenmesi
Salli ve Bârik duasının sahih rivayetlerinde, Hz. Muhammed ﷺ’in isminden önce “Seyyid” veya “Seyyidinâ” lafzı yer almamaktadır. Bununla birlikte, sonraki dönem âlimlerinin birçoğu, Resûlullah ﷺ’e duyulan saygı ve edep sebebiyle “Seyyidinâ” ifadesinin eklenmesini tavsiye etmiş ve bunun hadisin lafzına aykırı olmadığını açıklamışlardır.
Şâfiî fakihi İmam Şemseddin er-Remlî (ö. 1004/1595), Şerhu’l-Minhâc adlı eserinde şöyle demektedir:
“Seyyid’ lafzını zikretmek daha faziletlidir. Çünkü bu şekilde hem rivayette geçen lafız korunmuş olur hem de Resûlullah ﷺ’e lâyık olan saygı ifade edilmiş olur. Bu, güzel edebin bir gereğidir. Dolayısıyla onu söylemek, terk etmekten daha faziletlidir.”
İmam Remlî ayrıca, “Namazınızda bana ‘Seyyid’ demeyin.” şeklinde nakledilen rivayetin sahih bir dayanağının bulunmadığını da belirtmektedir.
Yine Şâfiî fakihi İmam Ahmed b. Hacer el-Heytemî (ö. 974/1567), el-Cevherü’l-Munazzam adlı eserinde şöyle yazmaktadır:
“‘Seyyidinâ Muhammed’ demekte hiçbir sakınca yoktur. Bilakis bu, Resûlullah ﷺ’e karşı gösterilen edep ve saygının bir ifadesidir. Farz namazda okunması hâlinde bile bunda bir sakınca yoktur.”
Bu sebeple âlimler arasında her iki uygulama da görülmektedir. Bazıları hadiste nakledilen lafza aynen bağlı kalırken, bazıları ise Resûlullah ﷺ’e duydukları sevgi, saygı ve güzel edebi ifade etmek için “Seyyidinâ” lafzını ilâve etmektedir.
Salli ve Bârik Duasının Faziletleri
Âlimler, Salli ve Bârik duasını, Resûlullah ﷺ’e salât getirmenin en kâmil ve en faziletli şekli olarak kabul etmişlerdir. Sonraki dönemlerde kaleme alınan birçok salavât metninin aksine, bu dua bizzat Resûlullah ﷺ tarafından, ashâbının kendisine nasıl salât getireceklerini sormaları üzerine öğretilmiştir.
Bu dua; İmam Mâlik’in el-Muvatta’ adlı eserinde, İmam Buhârî ve İmam Müslim’in Sahîh’lerinde, ayrıca Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve diğer hadis imamlarının rivayetlerinde birçok sahih senetle nakledilmiştir. Şeyh el-Adevî, Delâilü’l-Hayrât şerhinde, Hâfız Irâkî ile Hâfız Sehâvî’nin bu hadisi müttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim’in birlikte rivayet ettiği hadis) olarak değerlendirdiklerini nakletmektedir.
Salli ve Bârik duasının sahih rivayetlerinde lafız bakımından bazı farklılıklar bulunsa da, bunların tamamı aynı mânayı ifade etmekte olup okunmaları câizdir.
İmam Şihâbüddin el-Kastallânî (ö. 923/1517), el-Mevâhibü’l-Ledünniyye adlı eserinde şöyle demektedir:
“Âlimler, bunu Resûlullah ﷺ’e salât getirmenin en faziletli şekli kabul etmişlerdir. Çünkü Resûlullah ﷺ bu lafızları, ashâbı kendisine nasıl salât getireceklerini sorduklarında bizzat öğretmiştir. Bu sebeple okunabilecek en faziletli salavat budur.”
Büyük Mâlikî âlimi Şeyh Ahmed es-Sâvî (ö. 1241/1825) de, İmam Buhârî’ye nispet edilen bir rivayette Resûlullah ﷺ’in şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
“Kim bu duayı okursa, kıyamet gününde bu dua onun lehine şahitlik edecek, ben de ona şefaat edeceğim.”
Şeyh es-Sâvî, bu rivayetin hasen olduğunu ve râvilerinin tamamının Buhârî’nin Sahîh’inde rivayetleri bulunan kimselerden olduğunu belirtmektedir.
Bazı sonraki dönem âlimleri de, Salli ve Bârik duasını 1000 defa okuyan kimsenin, Allah Teâlâ’nın izniyle Resûlullah ﷺ’i rüyasında görme şerefine erişmeyi umabileceğini zikretmişlerdir.
Rivayet Edilen Faziletleri
Geleneksel İslâmî kaynaklarda nakledilen bilgilere göre, Salât-ı İbrâhimiyye’nin okunması şu faziletlerle ilişkilendirilmiştir:
- Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed ﷺ’e salât ve selâm getirmenin en kâmil ve faziletli şekli kabul edilir.
- Sahâbenin, kendisine nasıl salavat getirmeleri gerektiğini sormaları üzerine bizzat Peygamber Efendimiz ﷺ tarafından öğretilmiştir.
- Çok sayıda sahih rivayetle nakledilmiş ve başlıca hadis kaynaklarında yer almıştır.
- Bu salavatın, Kıyamet Günü kendisini okuyana şahitlik edeceği ve Peygamber Efendimiz ﷺ’in ona şefaat edeceği rivayet edilmiştir.
- Sonraki dönemlerde yaşamış bazı âlimler, bu salavatı çokça okumanın Peygamber Efendimiz ﷺ’i rüyada görmeye vesile olabileceğini zikretmişlerdir.
Tavsiye Edilen Okuma
Âlimler ve manevî mürşidler belirli maksatlar için şu şekilde okunmasını tavsiye etmişlerdir:
- Namazın bir parçası olarak: Son oturuşta, teşehhüdden sonra okuyun.
- Kıyamet Günü Peygamber Efendimiz ﷺ’in şefaatine nail olmak için: Düzenli olarak okuyun.
- Peygamber Efendimiz ﷺ’i rüyada görmek için: Sonraki dönemlerde yaşamış bazı âlimler 1.000 defa okunmasını tavsiye etmişlerdir.